Dual boot mu, sanal makine mi?


Yazımız en son 10 Ekim 2015 tarihinde güncellenmiş ve 198 defa okunmuş.

Dual boot mu, sanal makine mi?

Günümüzde hangi işletim sisteminin “en iyisi” olduğundan çok, sizin için hangisinin en uygun olduğu önem taşıyor. Masaüstü işletim sistemleri, halen birbirinden farklı ve eşsiz yeteneklere sahipler. Bu yüzden bazı durumlarda birden fazla işletim sistemi kullanmanız gerekebiliyor.

Örneğin programcıysanız Linux’ta kod yazıyor ve derlediğiniz yapıları Windows’ta test etmek istiyor olabilirsiniz. Grafik tasarımcısı iseniz Windows’u Photoshop için kullanıyor, genel kullanım için Linux’u tercih ediyor olabilirsiniz. Peki ama sadece bir bilgisayarınız varsa?

Sıkı durun, çünkü bu sorun değil. Dual boot (çift önyükleme) veya sanal makineler yoluyla bir PC’de iki veya daha fazla işletim sistemi çalıştırabilirsiniz.

Dual boot’un artıları ve eksileri

Çift önyükleme olarak da bilinen dual booting yöntemi, bilgisayarınız başlarken kullanmak istediğiniz işletim sistemini seçmenize izin verir. Çoğu Linux dağıtımı kurulum sırasında otomatik olarak dual boot kurulumu yapabildiğinden bu yol, son zamanlarda sıkça tercih ediliyor. Ancak dual boot’un bazı dezavantajları da vardır.

En önemli avantajınız, açtığınız işletim sisteminin sisteminizdeki tüm kaynakları kullanabilecek olmasıdır. Birden fazla işletim sistemi kurmuş olsanız da, bu yöntemde bir kerede en fazla bir işletim sistemini çalıştırabilirsiniz. Dolayısıyla işlemcinizin bir kısmını bir işletim sistemine, kalan kısmını bir başka işletim sistemine ayırma gibi bir zorunluluğunuz yoktur. Oyunlar gibi kaynakları yoğun olarak kullanan etkinlikler için bu durum önemlidir.

Dual boot sistemlerde diskinizin belirli bölümlerini farklı işletim sistemlerine ayırırsınız. Örneğin 500GB’lık bir diskiniz varsa, Windows’a 200GB’lık, Linux’a ise 300GB’lık bir bölüm ayırabilirsiniz. Bu bölümlere “partition” adı da verilir ve farklı işletim sistemleri verilerini farklı yollarla sakladıklarından kullanılmaları gereklidir.

Dual boot’ta bir işletim sistemden diğerine geçmek için sisteminizi baştan başlatmanız gerekecektir. Ne kadar sıklıkta yaptığınıza göre değişse de bu durum, can sıkıcı olabilir.

Dual boot yöntemini izleyeceksiniz, önce Windows’u yüklemenizi, sonra Linux’u yüklemenizi öneriyoruz.

Sanal makinenin artıları ve eksileri

Sanal makine yöntemini kullanmanın dual boot’tan daha iyi veya kötü olduğunu söyleyemeyiz, çünkü ikisi oldukça farklı şeyler. Sanal makine, şu anki işletim sisteminiz üzerinde bir “misafir işletim sistemi” (Linux gibi) çalıştırmanıza izin verir. Bu misafir işletim sistemini, masaüstünüzdeki herhangi bir program gibi çalıştırabilirsiniz.

Kulağa müthiş geliyor diyorsanız, evet haklısınız. İşletim sistemleri arasında geçiş için yeniden başlatmanıza gerek olmadığı gibi, bu şekilde birden fazla işletim sistemini yan yana çalıştırmanız da mümkün. Dual boot’ta bunu aklınızdan geçiremezsiniz.

Sanal makineler, kendi ortamlarında çalıştıklarından aynı zamanda güvenlidir de. Misafir işletim sisteminin içinde ne olursa olsun, asıl işletim sisteminiz güvende kalacaktır (kilitlense ve virüs bulaşsa bile). Sanal makinenizi bir başka PC’de çalıştırmanız da mümkündür.

Ancak tüm bu rahatlık, bazı dezavantajlarla geliyor. Sanal makinelerde bilgisayarınızın RAM, CPU, GPU gibi kaynakları, çalışan sanal makineler arasında paylaştırılır. Eski bilgisayarlar, sanal makineleri çalıştıracak kadar güçlü olmayabilir.

Eğer video işleme, oyun gibi kaynağa muhtaç işler yapacaksanız sanal makine yerine dual boot yöntemini tercih etmenizde fayda var. Aksi halde sanal makineler, işinizi son derece kolaylaştırabilir.

Chip