Cahilin Şerri Şeytanı Geçti


Yazımız en son 6 Mayıs 2016 tarihinde güncellenmiş ve 62 defa okunmuş.

Cahilin Şerri Şeytanı Geçti..

Okumuyorsunuz..

Okumadığınız için bilmiyorsunuz..

Bilmediğiniz için suçluyorsunuz, herkesi kendiniz gibi sanıyorsunuz..

Herkesin sizden nefret ettiğini, sizi yermek için çaba gösterdiğini sanıyorsunuz. Dahası; bundan keyif aldıklarını ve bilmişlik taslayarak kendi karakterlerini ön plana çıkarmaya çalıştıklarını sanıyorsunuz..

Yanılıyorsunuz..

Cahilin şerri şeytanı geçti..

Sanırsın makaleler boşa yazılıyor. Gazeteler, TV kanalları, düşünürler, yazarlar, hepsi şehvet tutkunlarına malzeme olarak gelmiş dünyaya sanki. Kimsenin ne bir şey okumaya niyeti var, ne de kendi kabuğundan çıkmaya..

Dünyada ‘benim bildiğim bana yeter’ mantığıyla yaşayanlar yüzünden, kimsenin bildiği kendine bile yetmiyor..

Kitaplar devrimlerle yakılıyor, evrimlerle değiştiriliyor ve cehaletle susturuluyor. Herkes kendi savunduğu şeyin derdinde, ötesini söyleyeni aptal ilan ediyor..

Sahi, neden bu inadınız? Okumamak, düşünmemek, söylememek, cesur olmamak..

Neden bu sahtekârlığınız..

Cahilin şerri şeytanı geçti..

Bunca belanın, bunca kederin, bunca hüznün sebepsiz olduğunu sanışınız neden..

Sitem ediyorum, çünkü doğruyu öğretmeye çalışırken, herkes tarafından bilinmesi gereken ve çoğu kişi tarafından bilinen yanlışları seçmekte kararlısınız..

Savunduğu şeyleri zaten daha evvelinde de bilmiş, yazmış, uğruna cefa çekmiş insanları ötekileştirirken, beriki siz oluyorsunuz. Çok konuşuyorsunuz, ama boş konuşuyorsunuz. Doğrular söylendiğinde neden hiç biriniz ortada yoksunuz?

Beyinler bomboş ve amaçsız. Ruhlar köle, her sözün başı ‘edinilen bilgiye göre’ olmuş. Her cümle ‘sanırım’ ile başlıyor, ‘nerden bilirsin’ ile bitiyor. Kimsenin ne bildiğinden, ne de bilinenden haberi yok..

Elinizde internet gibi bir nimet varken, vaktinizi +18 sohbetler yerine biraz da okumaya ayırsanız..

Kitaplar alsanız, kütüphaneleriniz olsa mesela..

Ya da başka bir ihtimal, tüm kitapların daha iyi anlaşılması uğruna okunduğu bir Kur’an bulunsa evinizde. Baş köşede değil, tam elinizde olsa, anladığınız dilde olsa, okusanız, okuttursanız..

Ne anlatmaya çalışıyorum acaba, veya kime anlatmaya çalışıyorum ki?

Muhtemelen bu yazı da ‘oku’nmayacak..

Neden?

Neden okunsun ki? Andığımız atalar bile ‘doğru söyleyen dokuz köyden kovulur’ derken, tutup bilim adamı olacak haliniz yok ya, siz de haklısınız!

Köyden köye, nasılsa göçebe hayat. Lüküs hayat, yan gel yat..

Cahilin şerri şeytanı geçti, namussuzun fendi namusu yendi..

Sağda solda gezip toz, aykırı olan ne varsa ‘değişim’ uğruna veya ‘entelektüel’ olmak için kabullen. Aslına dön dendiğinde bunu sadece sosyal medyada süslü fotoğaflarla paylaşılacak bir söz olarak gör, boş koy gitsin gerisine..

Bir şiir oku, bir şarkı dinle, bir şeyler bilmek kime yaradı ki sana da bir şey katsın, değil mi?

Hatta oyunlar oyna, dileklerde bulun.

Dileğin de şeytanın da bol olsun. Aklını ve beynini kullanma sakın, belki organ bağışı yapmışsan(!) el aleme yarar..

Ne o, uykun mu geldi?

Fatih M. BAŞARAN