Sosyal Medya’da iffet savaşı


Yazımız en son 30 Kasım 2015 tarihinde güncellenmiş ve 168 defa okunmuş.

Bırak hocam bırak. Gündemde ne Rusya var, ne terör, ne de bilmem ne. Varsa yoksa sosyal medya’da iffet savaşı. Kim kimi dürttü, kim kime sarkıntılık etti, kimin eli kimin beğeni tuşunda, belli değil!

Erkeklerin pek çoğunun fırsat kolladığı aşikar, fakat davetkârlık denen bir şey var. Sözüm dişi kurt davasına kadar gitmez, fakat biraz dürüstlük şart..

Çıktı çıkalı insanı birbirine düşürmekten başka bir işe yaramayan mekân desem, sanırım yanlış tabir etmiş olmam sosyal medya için. Yusuf ve Züleyha paylaşımları tavan yaptı, herkes öyle bir islam(!) mücahidi oldu ki, yanlarında dursan asıp kesecekler. Erkekleri zaten anladık da, kadınların olayı ne?

“Sen mesaj gönderdin, sen çiçek yolladın, sen dürttün, benim çoluk çocuğum var!”

Yapma be, daha demin özel mesajda birileriyle kikirdeyen sen değil miydin? Birileri burada hızını kaybediyor..

Klasik şeyler; “onu oraya yazmazsan daha iyi olur, eşim görürse kızar, şu olursa bu olur..”

Kahve yapıp ekranı seyredelim o halde. Tabiri caizse “ahaliye mâlolmuşsun” ama halen gözün edepte..

Ee ama o benim kardeşim?!? Hem giriyoruz da sevgili mi arıyoruz sanki?

Hı hı..

Kardeşinse al evine besle, sevgili arıyorsun diyen mi var? O mantıkla her açık giyineni fahişe saymak gerek, aptal mıyız biz?

Çoluk çocuğun var madem, çok seversin eşini, işini, dostunu, ne işin var sabah akşam buralarda fink atarsın? Duyan da seni ünlü kişilik veya “iş için kullanıyor” zanneder. Tabii canım, daha biraz evvel bu kızcağız Rus bombalarının piyasa durumuna bakıyordu. Belgesel izlerler ya hani, hah! İşte ondan..

Bugün ne giysem demediğin kalmış, bir de gelip Yusuf’un örtüsü gözleridir diye nara atarsın. Yahu, orta yere çöpü bırakıp “koklamasaydın” denir mi? Ben oradan geçiyordum, burnumun direği düştü!

Efendim hanımlarımız mağdur. Umutsuz ev kadınları buraya gelip dedikodu yapıyorduk, erkek milleti her yerde olduğu gibi keyfimizi kaçırdı. Davetkâr değiliz ki, olması gerekeni yapıyoruz. Masumuz biz masum.

Reel hayattan bahsederken “gerçek hayatımda şöyle ama işte..” deyip geçiştirirler. Peki, madem gerçek olmaya karar verdin, kendin gibi davran. Mutsuzum de, işim gücüm yok de, yazanlar aslında hoşuma gidiyor ama itiraf edersem iffetsiz derler de, söylesene?

Ben sapık değilim, düşüncesiz hiç değilim. İstisnalar elbet var, düzgün insanlar da var illa. Fakat benim güzel kardeşim, sen önce kendine dürüst ol. Sokakta neysen, burada da osun. Açık, kapalı, güzel, çirkin, zeki veya aptal. Her neysen o ol ve burada da öyle davran. Birilerini suçlamaktan vazgeç, doğru olanı yap. Sonra gel buraya, biz senden Yusuf ve Züleyha değil, günü nasıl geçirdiğini dinlemek isteriz evvela..

Fatih M. BAŞARAN